Bağdat Caddesi hakkında enteresan bilgiler...
Ben İstanbul'da doğup büyüdüm... Bağdat Caddesinden çok arkadaşım vardır, ama o cadde kültürüne bir türlü alışamamışımdır. Bu bilgiler enteresan tabi... 10'a yakın arkadaşım üst üste bu yazıyı yollayınca, ben de dayanamadım buraya koymaya karar verdim... biraz uzun ama ilginç bilgiler var...
Bağdat Caddesi: Eski kaynarlarda Bizans'ı Anadolu'ya bağlayan bir yolun varlığından söz edilir. Bu yolun Bağdat Yolu adını alışı ise IV. Murat’ın Bağdat Seferi’ne bağlanır. Bağdat Caddesi, Osmanlı ordusunun İstanbul'dan sefere çıkarken izlediği yolun başlangıç noktalarından biridir.
Yüzlerce insanin hergün alışveriş yaptığı Caddebostan Migros’un, 10 yıl önce Maksim Gazinosu olduğunu, Muazzez Abacı ve İbrahim Tatlıses gibi isimleri konuk ettiğini biliyor muydunuz?
30 yıl önce Cadde'nin çift yönlü olduğunu, Bostancı’nın açık arazi ve tarlalardan oluştuğunu ve sahil yolunun hiç olmadığını biliyor muydunuz?
Cadde’nin hızla değişen, yenilenen şehir yapısına karsın Erenköy’de bulunan Galip Paşa Camisi'nin 1918’den beri hiç değişmediğini biliyor muydunuz?
Atatürk, 1936‘da, yarımada şeklinde mesire çayırı olan Fenerbahçe’yi gezmek istemiş. Fenerbahçe şimdilerde köprüyle geçilen bir ada. Çayırdan da eser yok!
Caddebostan’ın adı 'Cadı Bostanı' idi. 2.Abdülhamit zamanında, Feriki Cemal Paşa bostanları alıp buraya yerleşince cadıların buradan kaybolduğuna inanılırmış.
Toprak yapısı ve renk özelliği nedeniyle, 1782'de acılan tuğla fabrikasının ardından uzun süre Tuglacıbaşı denilen Kızıltoprak, geniş bir açıklık ve çayırmış.
Cemal Bey Cemal Paşa olunca, havuzlu bir köşk yaptırmış. Çiftehavuzlar semtinin adı bu
köşkten ve havuzlarından gelirmiş.
Plaj yolundaki konak, Abdülhamit döneminde askerlerine söylettiği bir marş yüzünden özene bezene yaptığı konağında ev hapsine giren Ali Paşa’nın konağıymış.
Günümüzde barlar sokağı olarak anılan Caddebostan Sahil yolunda, bir zamanlar sadece Reşit’in plajı ve Dimitri'nin gazinosu varmış.
İsmini Orhan Gazi zamanında gelen savaşçı dervişler, 'Erenler'den alan Erenköy bu yakınlara kadar Erenköy istasyonu çevresindeki türbesi yok olmuş.
1950’lerde koca Fenerbahçe’de sadece Deniz Kuvvetlerimizin istasyonu ve İYK Tesisi varmış. İlkokullar, özel tutulan tramvaylarla, yarımadaya pikniğe gidermiş.
Suadiye, 1907’de II.Abdülhamit zamanında, donemin maliye nazırı Reşad Pasa kızı Suat Hanım adına Suadiye Cami’ni yaptırır. 1 yıl sonra da Suadiye mahalle olur.
Bahariye Caddesi girişindeki ‘Sanat Sokağı’ Ali Suavi Sokak’ta bulunan 102 yıllık Ermeni İlköğretim Okulu restore edildi ve Nazım Hikmet Kültür Merkezi oldu.
Kadıköy’ün kurulusu, Bizans'tan, yani İstanbul'un kurulusundan 17 yıl kadar öncedir. Kuruluş tarihi olarak M.O. 675 yılı kabul edilir.
Eflatun'un talebelerinden Ksemokrates M.Ö. 4 yılında Kadıköy’de doğmuştur. O dönemde Kadıköy, Boğazları ve Anadolu yakasını içine alan bir hükümet merkeziydi.
Bizans İmparatoru Justinyanus ve esi Theodora, Kanuni Sultan Süleyman ve onu takip eden padişahlar Fenerbahçe’deki Şadırvan Köşkü’nde yazları oturmuşlardır.
Suadiye'de Mabeyinci Sadi Bey'in korusu ve köşkü (simdi yok) yanında acılan plaj (1930'larda) buranın kalabalıklaşmasına katkıda bulunmuştu.
Moda Deniz Kulübü’nün temelleri 1934’te, Celal Bayar’ın isteği ile atılmış. O donemde Moda Koyu’nda bir İngiliz kulübü ve bu kulübe ait bir kaç tekne varmış.
İstanbul’un ilk plajlarından Moda, Bostancı ve Fenerbahçe plajı ilk açıldığında kadınlar ve erkekler ayrı denize girebiliyorlarmış.
18. ve 19. Yüzyıl’da nüfusunun çoğunluğunu Ermenilerin ve Rumların oluşturduğu Moda’ya, bu donemin sonunda çoğu Levanten bazı zenginler yerleşmeye başlamış.
Bahariye: Adı, Osmanlı döneminde yeniçeri ve bostancı askerlerine yazlık üniformalarının dağıtıldığı ve Hıdırellez şenliklerinin yapıldığı bölgeden kaynaklanır.
Kızıltoprak: Eski dönemde çok geniş bir açıklık ve çayırdır. Toprak yapısı ve renk özelliği nedeni ile 1782’de açılan bir tuğla atölyesinin ardından bölgede tuğlacılık başlar. Bu yüzden uçun süre Tuğlacıbaşı da denir.
Ayrılık Çeşmesi: Doğuya giden orduların ve her yıl Mekke’ye giden süre alaylarının bu çeşmeden sonra İstanbul’un şehir sınırlarından ayrılmış sayılır olmalarından gelir.
Kalamış: Eski dönemde aşırı sazlık olan bölgenin Yunanca adı Kalamisia’dır. Zamanla Kalamış adını almıştır.
Çiftehavuzlar: Adını, 1887 yılında Babıali muhafızı Cemal Paşa’nın yaptırdığı meşhur çift havuzlu köşkten alır.
Şaşkınbakkal: İstanbul’un en ilginç ve sevimli semt adlarından biridir. 19. yüzyılda Mustafa adında birinin Suadiye’ye doğru gezintiye çıkanlara yolluk malzemeleri satmak amacı ile açtığı kulübeden bozma bakkal dükkanı, “dağ başında bakkal mı olurmuş” denerek Şaşkınbakkal adını almıştır.
Bostancı: İstanbul’un sınır denetleme noktasıdır. Bostancı adı verilen sınır görevlileri bu bölgede durur ve şehre gelenlerin izin belgelerini denetlerdi.
Suadiye: 1907 yılında II. Abdülhamid’in maliye nazırı Reşad Paşa kızı Suat Hanım adına Suadiye Camii’ni yaptırır. Bir yıl sonra Suadiye mahalle olur.
Caddebostan: Eski adı Cadı Bostanı’dır. Piyade Feriki Cemal Paşa bostanlı alıp buraya yerleşince cadıların ortadan kaybolduğuna inanılır.
Erenköy: Adı, Orhan Gazi döneminde buraya gelen akıncılar ve savaşçı dervişler döneminden kalmadır. “Eren Baba”nın Erenköy istasyonu yakınında bir türbesi olduğu bilinir.
Yel değirmeni: IV. Murat döneminde sarayın unlarını öğütmesi için İbrahim Ağa’ya çiftlik olarak verilen bölgede yeldeğirmenleri kurulur.
Yazım: 20:37 EET - 16 Ekim 2005 me ts
