Aspendos - Antalya / Alanya
Antalya-Alanya karayolu üzerinde, Belek sapağını geçtikten 14.5 km sonra (Antalya’dan 48 km) solda Aspendos yön levhasını göreceksiniz. Aspendos tiyatrosu 4. km’de karşınıza çıkacak. Karşısında park yeri var.
Aspendos çoğunlukla tiyatrodan ibaret sayılır. Genellikle buraya gelen ziyaretçiler, Türkiye’nin antik dönemden kalan bu en muhteşem tiyatrosunu gezdikten sonra dönerler. Aspendos, içinde tiyatrosu da olan koca bir antik kenttir. Ören yerindeki geziye tiyatrodan sonra devam etmelisiniz.
Ekrem Akurgal, Anadolu Uygarlıkları adlı kitabında Aspendos’la ilgili şöyle diyor:
Aspendos, Mopsos’un egemenliği altında Argos’tan gelen kolonistler tarafından kurulmuştur. M.Ö. 5 ve 4. yüzyıl paraları üzerinde kentin adı Estvediya olarak geçer. Bu kent adı, Adana yakınlarında Karatepe’de bulunmuş olan ve M.Ö. 8. yüzyıl sonuna tarihlenen Hitit yazıtlarında Asitawada olarak bahsedilen kralın adından alınmıştır.
Aspendos M.Ö. 5. yüzyılın başlarında Side dışında gümüş para basan tek kent idi. Kent bir süre için, Delos konfederasyonu olarak adlandırılan Atina Deniz Birliği’nin üyesi olmuştu.
Şimdi tiyatronun yaklaşık 500 metre doğusundaki Köprüçay (antik adı Eurymedon ırmağı) denizden kente ulaşıma ve teknelerin girmesine uygunmuş. Bu ırmaktan geçerek kent kapılarına demir atan Pers donanması M.Ö. 468 savaşında bozguna uğramış. Buna rağmen kentte bir süre sonra Pers egemenliği görülüyor. Helenistik dönemde Aspendos Side gibi varlıklı bir yerleşim olmuş. Kentteki zenginlik Roma döneminde daha da gelişmiş. Bugün kentte görülen kalıntıların tamamı bu döneme ait.
Şimdi de konser ve benzeri etkinliklerde kullanılan çok iyi durumdaki tiyatro 30,000 kişiliktir. Auditorium(seyirci sıraları) ile sahne bölümünün uyumlu bir biçimde birleştirilmesini başaran Romalı mimarların görkemli bir eseridir. Auditorium’un en üst bölümü sütunlu galeriyle örtülmüştür. İzleyiciler sahnenin her iki yanındaki galeriler aracılığıyla üsk sıralara çıkarlar.
Tiyatro’nun imparator Marcus Aurelius’un hüküm sürdüğü dönemde (M.S. 161-180), Theodorus’un oğlu mimar Zeno tarafından yapıldığı belirtiliyor. Sahne binasının her iki yanındaki giriş bölümleri üstüne işlenmiş olan Hellence ve Latince yazıtlarda, tiyatronun ülkenin tanrılarına ve imparatorluk evine sunulduğu yazılıyor.
Tiyatronun yanındaki (kuzeyindeki) stadyum şehrin en iyi korunan yapılarındandır. Tiyatro ile stadyum arasından akropole bir patika çıkıyor. 40 metre yükseklikteki Akropol’e şehrin üç kapısından biri olan doğu kapısından giriliyor. Karşınıza çıkacak iyi korunmuş yapı Bazilikanın şehir işlerinin yapılmasına ayrılmış bölümüdür. Güneyindeki bazikilikanın sadece temelleri bugüne ulaşabilmiş. Bu yapıların sağında sadece ön yüzü kalmış anıtsal çeşme bulunmaktadır.
Akropolün kuzeyindeki düzlükte şehre su getirmekte kullanılan su kemerlerini görebilirsiniz. Bir bölümü ayakta kalmış olan kalıntılar, bölgenin en iyi örnekleridir ve son derece etkileyicidir.
Tiyatroya ulaşmadan önce yoldan Eurymedon çayına doğru görülen kütlesel yapılar, bir gymnasium ve hamamlarına ilişkin olmalıdırlar.
Dilerseniz Aspendos gezinizi burada bitirmeyin. Köprüçay üzerindeki regülatöre doğru yola devam edin. Solunuzda, yukarıda sözünü ettiğimiz su kemerlerinin etkileyici görüntüsü çıkacak karşınıza. Regülatör tiyatroya 2.5 km uzaklıkta. Regülatörü geçtikten sonra dere kenarındaki lokantalar ve piknik alanları dikkatinizi çekecek. Derenin bir yanı DSİ tarafından günübirlik piknik alanı olarak düzenlenmiş. Masalar ve ocaklar var.
Derenin karşı tarafındaki restoranlarda (regülatör üzerinden geçiliyor) ızgara et ve tavuk, alabalık ve içki servisi yapılıyor.Köprüçay üzerine kurulmuş küçük restoranlar, Aspendos’a gidiş yolu üzerinde de bulunuyor. Genellikle turist gruplarına hizmet veren bu restoranların menüleri de oldukça zengin.Aspendos günümüzde de konserler verilen antik tiyatro’dan ibaret değil, kocaman bir antik kenttir. Çok etkileyici su kemerleri, stadyumu, tapınakları ile...
Yazım: 14:42 EET - 4 Mart 2006 me ts
